Sercan Çetin

Her Gün Bir Adım, Hiç Durmadan, Hep İleri…

Güven ve Teslimiyet

Güven ve Teslimiyet…

Dilediklerinizin gerçekliğiniz haline gelmesi için öncelikle bu konudaki inancınız tam ve saf olmalı. Herhangi bir isteğiniz olduğunda, bu dileğinizin gerçekleşme ihtimali üzerinde hala kafa yoruyorsanız onu geri itiyorsunuz demektir.

İlk olarak siz buna inanmış olmalısınız. Bu inanma yaratıcının sonsuz kudretine tam bir güven ve teslimiyet içerisinde olmalı ki, artık bir inanmadan çok bilme hali olmalı. Bu biliş OLmanızı sağlamalı ki isteğiniz ile kusursuz bir uyumlanma sağlanabilsin.

Nasıl gerçekleşeceği ya da sürecin neleri içereceği sizin işiniz değildir. Nasıl ve ne şekilde olacağı konusunda kafa yoruyor olmanız, olacağı konusunda bir güvensizliğiniz var demektir. Bu durumda, işlerin kendi çabanızla olabileceğini düşünür ve ömrünüzün sonuna kadar çabalar durursunuz.

Dileğinizin size ne şekilde geleceğini bilemezsiniz. Bilmeniz de gerekmez. Siz onunla uyumlu hale gelin yeter. Eğer süreci düşünmeye ve zorlamaya başlarsanız içeri şüphe sokarsınız. Şüphe yıkım demektir. Bunu yapmayın, yapmanız gerekeni yapın ve güvenerek bekleyin. Yol açılacak, sonuçlar sizi adım adım hedefinize yaklaştıracaktır.

Lütfen şunu düşünün: İnternetten sipariş verdiğinizde onu paketleyecek depo görevlisinin özenini, taşıyacak kargo görevlisinin istifleme biçimini, getirecek araçların yakıt durumları konusunda endişeleniyor musunuz? Hiç sanmıyorum… Bunun yerine o çok istediğiniz ürün geldiğinde nasıl hissedeceğinizi ve onu kullanırken ne kadar mutlu olacağınızı hayal ediyorsunuz.

Güven ve Teslimiyet

Şimdi sakince durun ve lütfen (en azından) internete güvendiğiniz kadar yaradana güvenin. Siparişi verir vermez güvendiğiniz ve gerçekleşmiş gibi sevindiğiniz internet onun sonsuz, sınırsız ve kusursuzluğunun yanında bir hiç, bunu biliyorsunuz.

Ama insanoğlu maddeye inandığı gibi manaya inanmayı bırakalı çok oldu.

İşte sırların sırrı: Teslimiyet… Sürekli çaba ve mücadele içinde olmanız gerektiği fikrinden kurtulun. Elinizden geleni yapın, isteyin, dileyin, niyet edin ve yapabildiğiniz ve yapmanız gerekeni yapın. Sonrasında sınırsız kudret sahibine teslim olun. bu teslimiyet öyle olsun ki siz istediğinizde vereceğine emin olun ve daha siparişi verir vermez neşe içinde olun. Ümit etmeyin, olasılıkları düşünmeyin ve onun sizin için artık gerçekleşmiş olduğunu bilin.

Öylesine bilin ki gerçekleştiğinde, zaten bildiğiniz için zerre kadar şaşkınlığınız olmasın.

Öylesine bilin ki gerçekleşmediğinde, işler ters gittiğinde ya da bir hata veya yanlış varmış gibi göründüğünde tek tepkiniz şu olsun: “Hayır yanlış adres, yanlış sipariş. Benim beklediğim bu değil.”… Ve doğru zamanı beklemeye devam edin.

Siz OLun ki ne istiyorsanız OLsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir