Sercan Çetin

Her Gün Bir Adım, Hiç Durmadan, Hep İleri…

Frekans Titreşim Uyumlanma ve İmajinasyon

Frekans Titreşim Uyumlanma ve İmajinasyon…

Frekans kelime anlamı olarak saniyedeki titreşim sayısı demektir. Çok defa duyduğun gibi Hz (Hertz) birimi ile ölçülür. Fakat ses ve elektronik cihazların titreşim birimi olarak karşına çıksa da burada bahsetmek istediğim kişisel frekans meselesidir.

Öncelikle uyumlanma denilen konuyu anlamak önemli. Uyumlanma, fiziksel gerçekliğe dönüştürmek istediğin yani hayatına dahil etmek istediğin şey ile aynı frekansa gelmendir. Bunu yaptığında elde etmek istediğin her türlü duygu-durum senin hayatında fiziksel gerçekliği ile peyda olacak demektir. Çekim yasasının bahsettiği “kendine çekmek” konusu tam da budur aslında.

Her şeyin, ister maddesel ister soyut olsun, bir frekansı vardır. Çünkü her şey, yine tekrarlayalım, ister fiziksel ister sezgisel olsun, enerjidir ve dolayısı ile titreşim halindedir. Bu titreşimin yoğunluğu da frekans olarak ölçtüğümüz şeydir.

Buraya kadar anlamak -ki bunları daha önce çok defa duyduğunu da tahmin edebiliyorum – kolay. Asıl konu hayatımıza istediğimiz şeyi dahil etme konusunu frekanslar ile nasıl başarabileceğimiz. Her şeyin frekansını bilemiyoruz haliyle. Bildik ya da öğrendik diyelim… O frekansta nasıl titreşeceğiz? Uyumlanma nasıl gerçekleşecek?

Burada yardımımıza zihnimiz yetişiyor. İşi zihnimiz yapacak ama zihnimize gereğinden fazla önem ve anlam yüklememeni tavsiye ederim, zira başımıza bir çok derdi açan da yine bu zihindir. Zihnimiz bir araçtır. Asla patron o değildir, asla karar veren o değildir. Ne zaman ki takdir etmek yerine kendisine minnettar olmaya başlarsan ipleri eline geçirmeye hazırdır ve patron olmaya da çok meyillidir. Buna dikkat et lütfen.

Tek başına değiliz. Daha doğru bir anlatım ile tek parça değiliz. İnsan dediğin varlık, burada senden bahsediyorum, üç ana parçadan oluşur. Beden, zihin ve ruh. Bu üç parçanın önemli olanı ruhtur. Yani senin aslın ve yaratılıştan gelen ilahi özün ruhtur. Bu dünyada ruhu olan bir beden değil, tam aksine bedeni deneyimleyen bir ruh olduğunu asla unutmamalısın. İşte zihin, bedenin dahil tüm fiziksel boyutu deneyimlemen için kullanacağın araçtır.

Frekans Titreşim Uyumlanma ve İmajinasyon

Zihninin bir araç olduğunu iyice anladıysan tekrar frekans ve uyumlanma konusuna geri dönmek istiyorum. Uyumlanma için yapman gereken hayal etmektir. Hayatına fiziksel gerçeklik olarak dahil etmek istediğin ne varsa onu hayal etmen, hayal ettiğin şey ile benzer ve eğer becerikliysen aynı frekansta evrene yayın yapman demektir. Bildiğin gibi “benzer benzeri çeker” prensibine istinaden hayal ettiğin şey sana doğru yola çıkar. Yani sen hayal ettiğin şey ile uyumlanırsın.

Bu uyumlanma sonrasında istediğin şeyin hemen avuçlarında belirmesini bekliyorsan, üzgünüm ama daha çok beklersin. Çünkü hayal etme konusunda pek de becerikli değilsin. Aslında bu lafım hepimize idi. Çünkü hayal etmek dediğimizde aklımızdan geçirmenin yeterli olacağını düşünüyoruz. Çekim yasası dahilinde bu konunun “imagination” veya “visualization” olarak ele alınmasının sebebi budur aslında. Çünkü aklından geçirmen asla yeterli olmayacaktır.

Bunu anlaman için senden bir şey rica etmek istiyorum: Ahşaptan yapılmış güzel bir masa düşünebilir misin? Burada düşünmek için istediğin kadar ara verebilirsin.

Şimdi gelelim sorularıma… Masa ne kadar uzundu? Peki yerden yüksekliği ne kadardı? Üzerinde oyma ya da işlemeler var mıydı? Ham ahşaptan mı yapılmıştı yoksa endüstriyel malzeme kullanılarak mı üretilmiş bir masaydı? Rengi neydi? Tonları, deseni ve o desenin hareketi nasıldı? Ön tarafı kapalı mıydı yoksa açık mıydı? Sandalyenin bulunduğu tarafta çekmeceleri var mıydı? Çekmeceleri varsa kaç adetti? Her çekmece aynı yükseklikte miydi yoksa her biri eşit miydi?

Bahsettiğim detayların bir çoğunu hayal etmedin değil mi? İşte bu sebeple yaptığın şey “imagination” yani imgeleme, hayalinde resmini oluşturma, görselleştirme işlemi değildi. Sadece aklından geçirdin. Dolayısı ile böylesine belirsiz bir şeyin fiziksel gerçekliğine dahil olmasını bekleyemezsin. Çünkü ne olacağını sen de bilmiyorsun ki, koskoca bir belirsizlik. Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okuyup, “birileri savaşıyor işte” gibi bir açıklama yapmak ile aynı şey…

Frekans Titreşim Uyumlanma ve İmajinasyon

İmajinasyon çalışması yaparken tüm detayları zihninde canlandırmalısın. Canlandıramadığın kısımları canlandırabilmek için eksik bilgilerini tecrübe etmelisin. Örneğimizden ilerleyecek olursak, eğer ham ahşap bir masanın dokusunu bilmiyorsan, bir mobilya mağazasına gidip incelemelisin. Dokunduğunda verdiği hissi bilmiyorsan gidip dokunmalısın. Bunu zihninde ne kadar gerçeğe yakın bir şekilde tecrübe edebilirsen o kadar uyumlanabilir, o kadar doğru ve benzer bir frekans yayabilirsin evrene. Çünkü uyumlanmak için gereken sadece aklından geçirmen değil, duygularını da içine katarak hissetmendir. Varmış gibi, olmuş gibi. Hatta gibisi bile fazladır emin olabilirsin.

Bu konuda ustalaşmadan bunun faydasını görmen ne yazık ki mümkün değil. Ama emin olabilirsin ki ustalaştığında da hayatın çok keyifli bir hale gelecek. Ustalaşmak ise tamamen pratiğe bağlı. Herhangi davranışın en kaliteli formu alışkanlık haline gelmiş olanıdır.

Her gün ama her gün hatta mümkünse her gün aynı vakitte, imgeleme alıştırmaları yapmanı tavsiye ederim. Bunu başarmak hiç de zor değil. Öncelikli bir öz disiplin geliştirmen ve ne olursa olsun aksatmadan bu pratiği günlük olarak yapman tamamen senin faydana olacaktır.

Sadece 10 Dakika

Motivasyonunun bozulmaması ya da uzun süre koruyabilmen için ilk olarak küçük şeylerden başlamanı öneririm. Bunları hayatındaki fiziksel gerçeklikler haline getirmeyi başardıkça inancın ve yönteme olan güvenin pekişerek gelişecek. Devam ettikçe ve her yeni düşünceni maddeleştirmeye başladığında çok keyif almanın yanı sıra hızlandığını da fark edeceksin. İlk imgeleme alıştırman belki de bir ay sonra maddeleşecek. Ama o coşkuyu bir kere yaşadığında bir sonraki daha kısa sürede, ve bir sonraki daha da kısa sürede…

Ustalaştığında artık hayal ederek yaşamaya başlayacaksın ve emin ol ki bu tadına doyulmaz bir bundan sonraki hayat tecrübesinin başlangıcı olacak senin için. An itibari ile ne gibi sıkıntıların var, ne gibi sorunlarla boğuşuyorsun bilmiyorum. Muhtemelen bunun için günde ayıracak 10 dakika vaktin olmadığını söyleyeceksindir bana, ama ben senin için o 10 dakikayı buldum. Sabah 15 dakika erken kalkabilirsin, gece 15 dakika geç yatabilirsin. Televizyon, sosyal medya v.s. geçirdiğin vakitlere hiç girmiyorum bile.

İstediğim şey sadece 10 dakika ve bu 10 dakikanın her birimizde olduğuna da eminim. Zaten sabır göstermen gereken sadece ilk imgelemenin maddeleşmesine kadar geçen süre. İlk fiziksel gerçeklik hayatına dahil olduğunda artık ne benim ne de bir başkasının anlatmasına gerek kalmayacak. O coşku seni alıp götürecek.

Tüm bu anlattıklarım ile – eğer ki uygulama cesaretini ve becerisini gösterebilirsen – hayatında yeni bir dönemin başladığına garanti verebilirim. Deneyimlerini benimle paylaşırsan çok ama çok memnun olurum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir